TAŞIN YOLCULUĞU

Yüzyıllar geçti ana kayadan ayrılalı.
Suyun damlayarak taş, taşın ufalanarak su olduğunu gördüm.
Hiçbir taşın yeterince ağır olmadığını, her taşın kendi ağırlığında olduğunu seyrettim.
Bir taş olarak, yerküredeki vazgeçilmezliğimi tattım, tattım yerküredeki yokluğumun sadece bir parça taş eksileceğini; sindirdim.
Diyarlar gezdim gövdemle. Zamanı gövdemle bildim.
Azalmayı gördüm. Her küçük toz tanesi koparken gövdemden, nafile olduğunu gördüm inadın. Yaşlandıkça yenilendim. Yenilendikçe, küçülerek yaşlandım.
Seyrettim, izledim olabildiğince.
Çünkü bildim ki, taş izler sadece, katılamaz.
Olur, yapamaz.
Taşın yolculuğu iradesizdir. İradesiz olmayı ben bildim.

Comments are closed